15 Ekim 2026 Perşembe
15 yaş altı sosyal medya düzenlemesinde son durum ne? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yaptığı açıklamalar, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik planlanan düzenlemeyi yeniden gündeme taşıdı. Çocukların dijital dünyadaki güvenliğini artırmayı amaçlayan çalışma kapsamında yaş sınırı ve hesap güvenliği konuları öne çıkıyor.
Çocukların sosyal medya platformlarında karşılaşabileceği zararlı içerikler, dijital zorbalık ve kişisel verilerin korunması gibi konular, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de tartışılmaya devam ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya erişimine yönelik bir düzenlemeden söz etti. Açıklamada, yaş doğrulama süreçleri ve e-Devlet entegrasyonu da dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.
Gündeme gelen düzenlemenin temel hedefleri arasında çocukların dijital ortamda korunması ve sosyal medya platformlarının sorumluluklarının artırılması bulunuyor.
Yaş sınırı uygulamalarının hayata geçirilmesi halinde platformların kullanıcı yaşını belirlemeye yönelik yöntemler kullanması gerekebilir. Ancak uygulamanın teknik ayrıntıları, mevcut hesapların nasıl etkileneceği ve geçiş sürecinin nasıl yürütüleceği konusunda resmi düzenlemenin kesin hükümleri esas alınmalı.
Uzmanların çocukların internet güvenliği konusunda öne çıkardığı temel öneriler arasında ebeveyn denetimi, yaşa uygun içerik seçimi ve çocuklarla açık iletişim bulunuyor.
Ailelerin çocuklarına kişisel bilgilerini paylaşmama, tanımadıkları kişilerden gelen mesajlara dikkat etme ve şüpheli içerikleri bir yetişkine bildirme konusunda rehberlik etmesi önem taşıyor.
Düzenlemenin yürürlük tarihi ve uygulama ayrıntıları konusunda resmi mevzuat ve yetkili kurumların açıklamaları takip edilmeli. Bir açıklamanın yapılmış olması, tüm hükümlerin aynı gün yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor.
Konuya ilişkin yeni kararların açıklanmasıyla birlikte 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını etkileyecek uygulamaların kapsamının netleşmesi bekleniyor.
15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesi, çocukların dijital güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Uygulamanın kapsamı, yaş doğrulama sistemi ve yürürlük takvimiyle ilgili gelişmelerin resmi açıklamalar doğrultusunda takip edilmesi gerekiyor.
İstanbul’da okullar tatil mi? İstanbul Valiliği, kentte etkili olan kuvvetli sağanak yağış ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 15 Ekim 2026 Perşembe günü yüz yüze eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu. Kararla birlikte bazı kamu personeli için idari izin uygulanırken motosiklet ve benzeri iki tekerlekli araçlara yönelik trafik kısıtlaması da getirildi.
İstanbul’da etkisini artıran sağanak yağış, günlük yaşamı ve ulaşımı olumsuz etkiledi. Yaşanan gelişmelerin ardından İstanbul Valiliği, eğitim kurumlarını ve ulaşımı kapsayan bir dizi tedbir açıkladı.
Valilik tarafından yapılan duyuruya göre, 15 Ekim 2026 Perşembe günü İstanbul genelindeki resmî ve özel tüm eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime bir gün süreyle ara verildi. Böylece kentteki öğrenciler için perşembe günü eğitim öğretime geçici olarak ara verilmiş oldu.
Kararın, yoğun yağışın ulaşım başta olmak üzere günlük yaşamda oluşturduğu olumsuzlukları azaltmak amacıyla alındığı bildirildi.
İstanbul’da gün boyunca etkili olan kuvvetli sağanak, bazı bölgelerde yollarda su birikintilerine ve trafikte yoğunluğa neden oldu. Yağışın ulaşım üzerindeki etkileri, kent genelinde alınacak tedbirleri yeniden gündeme getirdi.
Olumsuz hava koşullarına karşı vatandaşların dikkatli olması istenirken özellikle trafikte seyreden sürücülerin su birikintileri, görüş mesafesindeki azalma ve kaygan yollar konusunda tedbirli hareket etmesi önem taşıyor.
Yetkililerin hava koşullarına ilişkin yeni duyurularının takip edilmesi de olası mağduriyetlerin önlenmesi açısından önem taşıyor.
İstanbul Valiliğinin açıkladığı tedbirler kapsamında, 15 Ekim Perşembe günü kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan belirli personel grupları idari izinli sayılacak.
Açıklanan karar doğrultusunda şu gruplar idari izin kapsamına alındı:
Ancak 8 yaşından küçük çocuğu bulunan kadın personel için bazı istisnalar bulunuyor. Sağlık, emniyet ve yağışla mücadele alanlarında çalışan birimler bu kapsamın dışında tutulurken, 8 yaşından küçük engelli çocuğu bulunan çalışan anneler için meslek grubu ayrımı yapılmayacağı bildirildi.
Bu nedenle alınan kararın tüm kamu çalışanlarını kapsayan genel bir tatil anlamına gelmediği unutulmamalı.
Valiliğin açıkladığı bir diğer tedbir ise motosiklet ve benzeri iki tekerlekli araçlarla ilgili oldu.
Karara göre motosiklet ve türevi iki tekerlekli araçların trafiğe çıkışı, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 21.00 itibarıyla ikinci bir talimata kadar yasaklandı.
Söz konusu kısıtlamanın amacı, olumsuz hava koşullarında trafik güvenliğini sağlamak ve yaşanabilecek kazaların önüne geçmek olarak açıklandı. Sürücülerin ve kurye hizmetlerinde çalışanların güncel resmî duyuruları takip etmesi gerekiyor.
İstanbul’da etkili olan sağanak yağışın ardından gözler hava durumu tahminlerine ve yeni tedbirlere çevrildi. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşanabilecek ulaşım sorunlarına karşı vatandaşların dikkatli olması gerekiyor.
Vatandaşların Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği tarafından yayımlanan güncel açıklamaları takip etmeleri, seyahat planlarını hava koşullarını dikkate alarak yapmaları öneriliyor.
Sonuç olarak: İstanbul Valiliğinin açıklamasına göre 15 Ekim 2026 Perşembe günü kent genelindeki resmî ve özel tüm eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime bir gün ara verildi. Kamu personeline yönelik idari izin ve iki tekerlekli araçlara ilişkin kısıtlamalar da alınan tedbirler arasında yer aldı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine yönelik 2026 yılı büyüme beklentisini aşağı yönlü revize etti. Güncel ekonomi gündeminde yer alan değerlendirmeye göre Türkiye için daha önce yüzde 2,9 olarak açıklanan büyüme tahmini yüzde 2,7 seviyesine indirildi.
Söz konusu revizyon, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde göstereceği performansa ilişkin beklentileri yeniden gündeme taşıdı. Ekonomik büyüme tahminleri; tüketim, yatırım, üretim ve istihdam gibi birçok başlık açısından yakından takip ediliyor.
Ekonomik büyüme, bir ülkenin belirli bir dönemde ürettiği mal ve hizmetlerin toplamındaki değişimi ifade ediyor. Büyüme oranı, ekonomik faaliyetlerin genel seyrini değerlendirmek için kullanılan temel göstergeler arasında bulunuyor.
Büyüme tahminlerinde yapılan değişiklikler, ekonominin geleceğine yönelik beklentilerin güncellenmesine neden olabiliyor. Ancak tahminlerdeki düşüş, ekonominin mutlaka küçüleceği anlamına gelmiyor. Burada önemli olan, ekonomik faaliyetin önceki beklentilere kıyasla nasıl bir seyir izleyeceği.
Ekonomik büyüme beklentileri vatandaşların günlük yaşamını tek başına belirlemiyor. Bununla birlikte üretim, yatırımlar, istihdam ve tüketici harcamaları arasındaki ilişki nedeniyle ekonomik görünüm önem taşıyor.
Hane halkının alım gücü açısından enflasyon, ücret artışları, temel tüketim harcamaları ve finansman maliyetleri de belirleyici oluyor. Bu nedenle büyüme tahminleri değerlendirilirken diğer ekonomik göstergelerin de birlikte ele alınması gerekiyor.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılındaki performansına ilişkin değerlendirmelerde büyüme oranının yanı sıra enflasyon, sanayi üretimi, ihracat ve iş gücü piyasasına yönelik veriler de önem taşıyor.
IMF gibi uluslararası kuruluşların tahminleri belirli varsayımlara dayanıyor ve yeni ekonomik gelişmeler doğrultusunda değişebiliyor. Bu nedenle açıklanan oranlar kesin sonuçlar olarak değil, mevcut koşullar ışığında hazırlanan öngörüler olarak değerlendiriliyor.
IMF’nin Türkiye için büyüme beklentisini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye indirmesi, önceki tahmine kıyasla daha sınırlı bir büyüme beklentisine işaret ediyor. Bununla birlikte revizyonun ekonomik hayata olası etkilerini değerlendirmek için enflasyon, yatırım, tüketim ve istihdam verilerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.
Türkiye’de yeni haftayla birlikte hava durumu yeniden gündeme geldi. İçişleri Bakanlığı, sağanak yağış nedeniyle bazı iller için sarı kodlu meteorolojik uyarı yapıldığını duyurdu. Vatandaşların olumsuz hava koşullarına karşı dikkatli olması istendi.
12 Ekim 2026 Pazartesi günü yapılan açıklamalara göre, Türkiye’nin bazı bölgelerinde etkili olması beklenen sağanak yağışlar nedeniyle meteorolojik uyarı yayımlandı. İçişleri Bakanlığının paylaştığı uyarı, özellikle yağışın etkili olabileceği bölgelerde yaşayan vatandaşların tedbirli olması gerektiğini ortaya koydu.
Sonbahar mevsiminin etkisini artırdığı ekim ayında hava koşullarındaki değişimler yakından takip ediliyor. Yağışların günlük yaşamı olumsuz etkileme ihtimaline karşı vatandaşların güncel hava tahminlerini takip etmesi önem taşıyor.
Meteorolojide kullanılan sarı kod, hava olayının potansiyel risk oluşturabileceği anlamına geliyor. Bu uyarı, hava koşullarının günlük faaliyetleri etkileyebileceğine işaret ediyor.
Sarı kodlu uyarı yapılan bölgelerde vatandaşların özellikle şu konularda dikkatli olması gerekiyor:
Türkiye genelinde hava koşullarının bölgelere göre değişiklik göstermesi beklenirken, vatandaşların bulundukları illere ilişkin güncel tahminleri kontrol etmesi önem taşıyor.
Özellikle dışarıda çalışacak, uzun yola çıkacak veya günlük ulaşımını planlayacak kişilerin yağış uyarılarını dikkate alması gerekiyor. Uyarıların kapsadığı iller ve beklenen yağışın ayrıntıları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün resmî duyurularının takip edilmesi öneriliyor.
Uyku düzeni, sağlıklı bir yaşamın temel unsurları arasında yer alıyor. Özellikle hafta içi ve hafta sonu farklı saatlerde uyanmak, vücudun biyolojik saatinin düzensizleşmesine neden olabiliyor. Her sabah aynı saatte uyanmak ise vücudun doğal ritmini korumaya, uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenlemeye yardımcı oluyor.
Uzmanlara göre yalnızca kaç saat uyunduğu değil, uyku saatlerinin ne kadar düzenli olduğu da önem taşıyor. Düzenli bir uyku programı, sabahları daha dinç uyanmayı ve gün içerisinde daha dengeli bir enerji düzeyini destekleyebiliyor.
İnsan vücudu, uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir biyolojik saate sahip. Sirkadiyen ritim olarak adlandırılan bu sistem; uykuya dalma zamanı, vücut sıcaklığı, hormonların salınımı ve uyanıklık düzeyi gibi birçok süreci etkiliyor.
Her gün benzer saatlerde uyanmak, vücudun bu ritmi daha tutarlı biçimde sürdürmesine yardımcı oluyor. Sabah saatlerinde gün ışığına maruz kalmak da biyolojik saatin düzenlenmesini destekliyor.
Düzensiz uyanma saatleri ise özellikle uyku süresi de değişiyorsa kişinin sabahları yorgun hissetmesine ve gece uykuya dalmakta zorlanmasına yol açabiliyor.
Her sabah aynı saatte uyanmak, gece uykuya geçişin daha öngörülebilir hâle gelmesine katkı sağlayabiliyor. Vücut zamanla belirli bir uyku-uyanıklık düzenine uyum sağlayabiliyor.
Düzenli uyanma saatlerinin öne çıkan faydaları şunlar:
Bu etkilerin kişiden kişiye değişebileceği ve yalnızca aynı saatte uyanmanın tüm uyku sorunlarını ortadan kaldırmayacağı unutulmamalı.
Hafta içi erken uyanıp hafta sonları çok daha geç saatlerde yataktan kalkmak, vücudun biyolojik saatinde kaymalara neden olabilir. Bu durum, özellikle pazar gecesi uykuya dalmayı ve pazartesi sabahı uyanmayı zorlaştırabilir.
Sosyal yaşam, iş temposu veya okul saatleri nedeniyle zaman zaman farklı saatlerde uyanmak normaldir. Ancak mümkün olduğunca aynı uyanma saatini korumak, uyku düzeninin devamlılığı açısından yararlı olabilir.
Uzmanların önerileri doğrultusunda, hafta sonları da uyanma saatini hafta içindeki saatten çok fazla uzaklaştırmamak ve günlük uyku ihtiyacını karşılamak önemlidir.
Aynı saatte uyanmak kadar yeterli süre uyumak da önemlidir. Yetişkinlerin çoğu için gecede yaklaşık 7-9 saat uyku önerilir. Ergenler ve çocuklar ise yaşlarına bağlı olarak daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.
Örneğin sabah saat 07.00’de uyanması gereken bir yetişkinin, 7-9 saatlik uyku ihtiyacını karşılayabilmek için genellikle akşam 22.00-00.00 arasında uykuya dalabilecek şekilde bir program oluşturması gerekebilir. Uykuya dalma süresi de hesaba katılmalıdır.
Önemli olan yalnızca erken yatmak değil, kişinin kendisini dinlenmiş hissedeceği yeterli uyku süresini düzenli olarak sağlayabilmesidir.
Uyku düzenini iyileştirmek isteyenler bazı basit alışkanlıklarla işe başlayabilir:
Bu alışkanlıklar, düzenli bir uyku rutini oluşturmayı kolaylaştırabilir. Bununla birlikte uzun süren uyku problemleri, gündüz aşırı uyku hâli veya yeterli uykuya rağmen devam eden yorgunluk durumunda bir sağlık uzmanına danışılması gerekir.
Her sabah aynı saatte uyanmak, vücudun biyolojik saatini destekleyen önemli uyku alışkanlıklarından biridir. Yeterli uyku süresi, gün ışığı ve düzenli günlük rutinlerle birlikte uygulandığında uyku kalitesine ve gün içindeki zindeliğe katkıda bulunabilir.
Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için önemli olan, yalnızca erken kalkmak değil, vücudun ihtiyaç duyduğu uykuyu alarak düzenli bir yaşam ritmi geliştirmektir.