04 Ekim 2026 Pazar
Kastamonu’nun Cide ilçesinde mantar zehirlenmesi şüphesiyle 5 kişi hastaneye kaldırıldı.
Kasaba Mahallesi’nde 3’ü çocuk 5 kişi mantar yedikten sonra rahatsızlandı.
Karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle Cide Devlet Hastanesine başvuran 5 kişiden 3’ü ilk müdahalelerinin ardından Ankara’ya sevk edildi.
Tedavileri süren kişilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) tatili bitti ve yeni yasama yılı başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasama yılının açılışında Genel Kurul’da milletvekillerine seslendi.
“Yeni yasama yılının ülkemiz, milletimiz, Meclis’imiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek Meclis, TBMM’dir. Bu Meclis milletimin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkanlara karşı milli mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir. Bu Meclis mazlum milletlere örnek oldu” ifadelerine yer veren Erdoğan, “Bu Meclis işgalcilere karşı kuruldu. 15 Temmuz gecesi milletin emanetini savunan gazi Meclis’imiz darbeye direnen milletimizle beraber o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir” dedi.
FON KRİZİ HAKKINDA KONUŞTU!
Tüm ülkeyi sarsan fon skandalına ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adalet kurallarını gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi, güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine izin vermeyeceğiz” sözlerini sarf etti.
“YENİ ANAYASA TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE BİR İMTİHAN OLARAK DURUYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sırasında “Demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır” dedi.
“Bakınız, yeni yasama yılımız tarihimizdeki ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi’nin ilanının 150. yıl dönümüne tesadüf ediyor. Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir. Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir” sözlerini sarf etti.
“Son iki asırda bu hakikati modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri başarılı, başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlara hiçbir zaman hız kesmemiştir” ifadelerine yer veren Erdoğan, “Kanun-i Esasi’nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan olarak hâlen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son yetmiş yılın iki anayasası varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur” dedi.
Erdoğan, sözlerinin devamında “Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası hâline getirmiştir” ifadelerini kullandı.
“TBMM’NİN İTİBARI HER ŞEYİN ÜZERİNDEDİR”
Erdoğan, konuşmasında “TBMM, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biridir. Ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayati kanunlar ve kritik meseleler müzakere edildi. İktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak yapıcı hareket etmeye devam edeceğiz. TBMM’nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız açıktır“ ifadelerini kullandı.
“Birinci vazifemiz millete hizmettir. Ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık. 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıl geçti. Bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. “ açıklamasında bulunan Erdoğan, “Bölgemizdeki savaşlara rağmen ülkemizi kalkınma rotasında tutmayı başardık. 2026’nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280 milyar dolarla rekor kırdık” sözlerini söyledi.
“SİYASETTE REKABET OLACAKTIR”
“Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz çeşitliliğimiz ve renkliliğimizdir. Tarih içinde farklılıklar birbirlerine köklü bir saygı geliştirmiştir. Günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken konuların başında yapay kutuplaşma yer alıyor. Siyasette tabii ki rekabet olacaktır. Fakat bunun kutuplaşma yoluyla çatışmaya götürülmesi siyasetin varlık sebebiyle uyuşmaz” ifadelerini kullanan Erdoğan, konuşmasının devamında, “Siyaseti bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır” dedi.
Erdoğan, sözlerinin devamında “Küresel gelişmeler yeni siyaset tarzını meşru kılıyor. Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur. Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, bu paradigma değişiminin vakit kaybetmeden gerçekleştirmek durumundayız“ ifadelerine yer verdi.
Erdoğan, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“TERÖR ÖRGÜTÜ KENDİNİ FESHETME NOKTASINA GELMİŞTİR”
“Her siyasi partinin önceli Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Türkiye’nin milli menfaatlerinde siyaset tam bir mutabakat zemininde bulaşabilmedir. Biz buna büyük Türkiye mutabakatı diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye yönelik olduğunu belirtmek isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü ortamda Terörsüz Türkiye süreci yeni bir rüzgar estirmiştir. Terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü kendini feshetme noktasına gelmiştir. ”
“Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda TBMM’de 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken Türkiye’nin hasımlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Terörsüz Türkiye sürecine destek veren Sayın Devlet Bahçeli’ye partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyoruz. Sürecin bugünlere gelmesine HDP partisi gruba aynı şekilde teşekkürlerimiz iletiyorum. Milli Dayanışma Komisyonu’nda çerçeve yasanın kabulündeki tutumları için siyasi partilere de teşekkür ediyorum.”
Sermaye piyasalarında bazı yatırım fonlarında yaşanan usulsüzlük ve kriz iddialarına ilişkin denetim sürecimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla incelemeleri yürütmek üzere Devlet Denetleme Kurulu (DDK) devreye girdi.
DEVLET DENETLEME KURULU BAŞKANI BORSA İSTANBUL’DAKİ GÖREVLERİNİ BIRAKTI
Sermaye piyasalarında geniş yankı uyandıran yatırım fonu krizinin ardından, konuyla ilgili tüm süreçlerin detaylı biçimde araştırılması için en üst denetim organı olan DDK harekete geçirildi.
Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK) krizin idari ve finansal boyutlarını incelemek üzere resmi süreci başlattı.
Soruşturmanın ve denetimlerin başlamasıyla birlikte DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, çifte sorumluluk doğurabilecek görev dağılımını sonlandırdı.
Tanrıkulu, Borsa İstanbul A.Ş. bünyesinde üstlendiği tüm görevlerini bıraktı.
Balık sezonunun başlamasıyla birlikte tezgâhlarda hareketlilik arttı. Özellikle palamut ve hamside yaşanan bolluk fiyatlara da yansırken, vatandaşlar güncel balık fiyatlarını araştırmaya başladı. Peki hamsi, palamut, sardalya, levrek ve çipura ne kadar oldu? İşte Eylül 2026 sonu itibarıyla balık fiyatlarında son durum.
Türkiye’de 2026-2027 balık av sezonunun başlamasıyla birlikte balıkçı tezgâhlarında ürün çeşitliliği arttı. Eylül ayının son günlerine yaklaşılırken özellikle palamut, hamsi ve sardalya tüketicilerin dikkatini çeken balık türleri arasında yer alıyor.
Fiyatlar ise balığın türüne, boyuna, av miktarına, satış noktasına ve şehre göre değişiklik gösteriyor. Son günlerde açıklanan yerel fiyat listeleri, bazı bölgelerde balık fiyatlarının sezon başına göre daha ulaşılabilir seviyelere geldiğini gösteriyor.
24 Eylül 2026 itibarıyla Gördes Belediyesi Halk Balık satış noktasında açıklanan fiyatlara göre bazı balıkların kilogram fiyatları şöyle:
| Balık | Kilogram fiyatı |
|---|---|
| Hamsi | 150 TL |
| Palamut | 150 TL |
| Sardalya | 200 TL |
| Mevsim çipura | 300 TL |
| Çipura | 400 TL |
| Levrek | 500 TL |
Söz konusu fiyatlar temizlenmemiş balıklar için açıklanan satış fiyatlarıdır ve farklı şehirlerde veya balıkçılarda değişiklik gösterebilir.
Yeni sezonun en çok konuşulan balıklarından biri palamut oldu. Sezonun başlamasıyla birlikte Karadeniz’de palamut avının iyi gitmesi tezgâhlardaki fiyatlara da yansıdı.
Eylül ayının ilk günlerinde Kocaeli’de palamutun kilogram fiyatının boyutuna göre yaklaşık 125 TL seviyesine kadar gerilediği bildirilirken, bazı bölgelerde adet fiyatları da balığın büyüklüğüne göre değişti.
İstanbul’da ise sezonun ilk döneminde palamutun tanesi yaklaşık 100-150 TL seviyelerinde satışa çıktı.
Hamsi de yeni sezonun öne çıkan balıkları arasında bulunuyor. Eylül ayının son haftasında Gördes’te hamsinin kilogram fiyatı 150 TL olarak açıklandı.
İstanbul Su Ürünleri Hali’nin sezon başındaki verilerinde ise hamsinin kilogram fiyatı 53-67 TL aralığında görülmüştü. Ancak hal fiyatları ile tüketicinin balıkçı tezgâhında ödediği perakende fiyatın aynı olmadığı unutulmamalı.
Sardalya, özellikle uygun fiyatlı balık arayan tüketicilerin tercih ettiği türlerden biri olmaya devam ediyor.
Gördes’te 24 Eylül itibarıyla sardalyanın kilogram fiyatı 200 TL olarak açıklandı.
Bölgesel av miktarı ve nakliye maliyetleri nedeniyle sardalya fiyatlarında da şehirler arasında farklılık görülebiliyor.
Çiftlik üretimi ve deniz ürünleri arasında sık tercih edilen levrek ve çipura, hamsi ve palamuda göre daha yüksek fiyatlarla satışa sunuluyor.
24 Eylül tarihli Gördes fiyat listesinde çipura 400 TL, levrek ise 500 TL olarak yer aldı.
İstanbul hal fiyatlarında ise balığın boyuna göre levrek yaklaşık 380-550 TL, çipura ise 280-300 TL aralığında listelenmişti. Hal fiyatları ile perakende satış fiyatlarının farklı olabileceği belirtiliyor.
Balık fiyatları yalnızca av miktarına göre belirlenmiyor. Hava koşulları, denizlerdeki balık miktarı, balığın boyu, avlanma bölgesi, nakliye, soğuk zincir, işçilik ve satış noktasındaki işletme giderleri de fiyat üzerinde etkili oluyor.
Bu nedenle aynı balık türü farklı şehirlerde ve hatta aynı şehirdeki farklı balıkçılarda farklı fiyatlardan satılabiliyor.
Eylül ayının son günlerinde tezgâhlarda özellikle palamut, hamsi, istavrit ve sardalya dikkat çekiyor. Sonbaharın ilerleyen dönemlerinde deniz suyunun soğumasıyla birlikte lüfer ve çinekop gibi türlerin de tezgâhlardaki ağırlığının artması bekleniyor.
Balıkçılar açısından da palamut avındaki bolluk sezonun en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Balık satın alırken yalnızca fiyatına değil, ürünün tazeliğine de dikkat etmek gerekiyor.
Taze balığın gözlerinin parlak ve canlı görünmesi, solungaçlarının canlı kırmızı renkte olması ve derisinin parlaklığını koruması tazelik açısından önemli göstergeler arasında bulunuyor.
Eylül ayının son günleri itibarıyla bölgesel fiyat listelerinde hamsi ve palamut 150 TL/kg seviyesinden başlayan fiyatlarla dikkat çekiyor. Sardalya 200 TL, çipura 400 TL ve levrek 500 TL seviyelerinde görülüyor. Ancak bu rakamların tüm Türkiye için geçerli tek bir fiyat olmadığı, şehir ve satış noktasına göre değişebileceği önem taşıyor.
Balık sezonunun ilerleyen haftalarında av miktarına ve hava koşullarına bağlı olarak tezgâhlardaki fiyatların yeniden değişmesi bekleniyor.
Bir havalandırma projesinde kullanılan kanal ve bağlantı elemanlarının malzeme kalitesi, sistemin korozyona ve basınca karşı direncini belirler. Dayanaksız malzemeler kısa sürede deforme olarak hava kaçaklarına yol açabilir.
Fabrikasyon standartlarda imal edilen Havalandırma Sistemleri
, yüksek mukavemetli galvaniz veya paslanmaz sac kullanımı ile uzun yıllar sorunsuz hizmet verir. Kanalist, son teknoloji makine parkurunda kusursuz ölçülerde üretim yapmaktadır.
İstanbul genelindeki sanayi tesislerine sağlanan Beylikdüzü Havalandırma Sistemleri
üretimi ve yerinde montaj hizmetleri, tesislerin ihtiyaç duyduğu yüksek malzeme kalitesini kapılarına kadar getirmektedir.
Mevcut tesislerde meydana gelebilecek yıpranmalar ise yetkili Havalandırma Bakım ve Onarım
ekipleri tarafından hızlıca giderilerek sistemin kullanım ömrü uzatılmaktadır.